"Heyecan Verici Bir Dönem"

Barbaros Tapan Ağustos 2017

LİLY COLLİNS'İN TEEN VOGUE VE SEVENTEEN'DE MAKALE YAZARI OLARAK GENÇ YAŞTA BAŞLAYAN SERÜVENİ OYUNCULUK İLE DEVAM ETTİ. BARBAROS TAPAN, ÜNLÜ İNGİLİZ ŞARKICI PHİL COLLİNS'İN KIZI LİLY COLLİNS İLE LOS ANGELES'TA BULUŞUP YENİ PROJELERİNİ KONUŞTU.

İki yeni projeniz var. Biri Netflix filmi To the Bone, diğeri de Amazon dizisi The Last Tycoon. Her ikisi de internet platformlarında yayınlanacak. Bu yeni kanallar televizyonu neredeyse altüst etti; çok kaliteli yapımlar artık bu platformlar için yapılıyor. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Filmi izleyeceğiniz zaman tercihiniz sinema salonlarından mı yoksa dijital platformlardan yana mı olacak? 

Tabii ki filmi sinemada izlemenin yerini hiçbir şey tutamaz ama evimin konforunda dijital platformlarda sinema izleme olanağına sahip olabilmek de ayrı bir zevk. İstediği zaman durdurup devam ettirebilmek ya da tekrar tekrar izleyebilmek de izleyicinin kontrolünde. Mayıs ayında Cannes Film Festivali'ndeydim; birçok sinemacı ile aynı konuyu tartıştık. Hepimizin hemfikir olduğu nokta şuydu: Bu platformlar sayesinde birçok film yapıldı ve belki hiçbir zaman göremeyeceğimiz hikâyeleri izleme şansımız oldu. To the Bone bir festival filmiydi; Sundance'te gösterildi, Netflix beğenip satın aldı, şimdi tüm dünyanın parmaklarının ucunda. Bence sinema ve televizyon için çok heyecan verici bir dönem ve giderek gelişiyor.  

Filminiz To the Bone ve Sony Pictures-Amazon ortak yapımı yeni diziniz The Last Tycoon'dan bahseder misiniz biraz?

Dizi F. Scott Fitzgerald'ın son kitabından uyarlandı.1930'lu yılların görkemli ve cazibeli atmosferini anlatıyor. 28 Temmuz'da yayınlanacak. To the  Bone genç ve anoreksik bir kadının hikâyesi. Ben de lise yıllarımda aynı hastalığı yaşamış biri olarak bu hikâyeyi anlatmayı ve farkındalık sağlamayı çok önemsedim. Kendi deneyimimden faydalanıp tamamen farklı birini canlandırmam da değişik bir oyunculuk tecrübesi oldu.

1930'lu yılların Hollywood'unu detaylı araştırdığınızı biliyorum. En çok neler ilginizi çekti o yıllarla ilgili?

Hollywood her zaman cazip ama 1930'lu yıllar gerçekten güzel bir dönem. Saç, makyaj ve kostümler çok daha estetik ve klasik ama derinlere indikçe iş biraz karmaşıklaşıyor çünkü Hollywood ve politika daha iç içe. Kapalı kapılar ardında yaşananların hem ilginç hem şaşırtıcı olduğunu öğrendim.

Kitabınız Unfiltered: No Shame, No Regrets, Just Me mart ayında yayımlandı. Genç hayranlarınız ile aranızda özel bir bağ var; sizi takip edip örnek alıyorlar. Neler anlattınız kitabınızda?

Kendimle ilgili her şeyi anlattım. Tüm dürüstlüğümle bir gencin yaşayabileceği güvensizlikleri, kalp kırıklıklarını ve sorunları anlatmak istedim. Bence biz gençlerin bunları anlatması çok önemli çünkü kitabımı okuyan birçok kişi bana, "Aman Allahım, yanlız değilmişim. Sen de bunları yaşamışsın!" diyor ve kendilerini daha az yalnız hissediyorlar.

Gençlerin sorunlarını paylaşıp çözüm adına onları aktif şekilde desteklemek için çabalıyorsunuz, değil mi?

Evet, forumlar düzenliyorum. Bu forumların amacı ortaokul ve lise çağındaki gençleri güçlendirmek. Farklı yerlerde, farklı mekânlarda 15-20 bin öğrencinin önünde konuşmalar yapıyorum. Kendim genç olsam da  öğrencilere odaklanıp onların sorunlarını dinlemek ve paylaşmak çok önemli.

Babanız, müzik dünyasının efsanevi ismi Phil Collins sonunda müziğe geri döndü. Küçük kardeşiniz de onunla davul çalıyor. Onları izleme fırsatınız oldu mu?

Evet, sonunda! Biz yıllardır babamı zorluyoruz. Hepimizin aklındaki soru aynıydı: "Neden müziğe geri dönmüyorsun?" Küçük kardeşlerim Nic ve Matthew da geri dönmesini isteyince artık hayır diyemedi. Geçen ay 17 ayrı konser verdi. Yıllardır hiçbir şey yapmazken bu hızla geri dönmesi inanılmaz gerçekten. Provalarını izlemeye gittim. 16 yaşındaki kardeşimi arkasında davul çalarken görmek beni çok duygulandırdı. Bebekliğini hatırlıyorum ve şimdi babamla aynı sahneyi paylaşıp binlerce kişinin önünde birlikte konser veriyorlar... İkisiyle de gurur duyuyorum.