"Hayalden de Öte"

Barbaros Tapan Temmuz 2017

OYUNCU VE İNSAN HAKLARI SAVUNUCUSU RİCHARD GERE, AMERİCAN GİGOLO (1980) FİLMİYLE TANINDI. BARBAROS TAPAN ÜNLÜ OYUNCU İLE SON FİLMİ NORMAN’I VE 45 YILLIK KARİYERİNİ KONUŞMAK ÜZERE LOS ANGELS'TA BULUŞTU.

Felsefe okurken oyuncu olmaya karar verdiniz. 45 yılın sonunda kariyerinizi nasıl değerlendiriyorsunuz, hiç pişmanlık duydunuz mu? 

Hayal ettiğimin çok daha ötesinde bir hayat sürüyorum; yanlış bile olsa verdiğim her karar hayatımı farklı bir boyuta taşıdı. Aldığım kararlardan dolayı pişmanlıklarım yok, aksine başım her zaman dik. Benim kariyerim sonu olmayan bir döngü. Para için hiçbir zaman proje seçmedim; içime sinen, bana dokunan senaryoları kabul ettim. Yaptığım filmleri neden kabul ettiğimi, onlarda beni neyin etkilediğini sana detaylarıyla tek tek anlatabilirim. 

Benim pişmanlıklarım insanları kırdığımda ya da yanlış bir şey söylediğimde ortaya çıkıyor. O zaman keşke diyorum, kendime kızıyorum; 60 yıl önce bile birilerini kırdıysam kafamdan atamıyorum, hayalimde o kişilerden özür diliyorum.

 

Son filminiz Norman çok ilginç bir film. Nisan ayında Amerika'da gösterime girdi. Neden böyle bir projede yer almak istediniz? 

Doğru, Norman gibi bir adamla hayatımda hiç karşılaşmadım, büyük ihtimalle hiçbir zaman da karşılaşmayacağım. Karar sürecimde senaryo çok önemli. Yönetmenimiz Joseph Cedar 2015'te gösterime giren filmim Time Out of Mind’ın galasına gelmişti; sonrasında filmden çok etkilendiğini söyledi ve haftasına bana Norman’ın senaryosunu yolladı. Norman, New Yorklu bir Musevi, doğru insanlarla tanışmayı ve sosyalleşmeyi seven bir adam. Ama hayatı 3 yıl önce tanıştığı genç politikacının İsrail başbakanı olmasıyla değişiyor. Norman o kadar ilginç bir karakter ki... Anlattığı her hikâyeye inanan, karşılaştığı her durum ile baş eden, çok ağır aşağılanmalar yaşasa bile içine sindiren ve sinirlenmeyen enteresan bir kişiliği var. Norman’ın doğru görüntüsünü ve vücut dilini oluşturabilmek için 9 ay çalıştım. Derin bir hazırlık sürecini gerekli kılıyordu; çekimlere başlamak için acele etmememiz de klişelerden uzak durmamızı sağladı.

 

Kendi kuşağınızın en etkileyici oyuncularından biriydiniz. Şöhreti en uç noktada yaşadınız, hayranlarınızın ilgisini ve sevgisini daima hissettiniz. Bu durumla nasıl başa çıktınız? 

Hiçbir zaman dikkatimi buna vermedim, benimle o kadar alakasız şeylerdi ki o dönemde yaşananlar... Sokağa çıkmanın zor olduğu zamanlardı ama etkilenmemeyi başardım. Bunu öğreten bir okul da yok; kendi kendine öğrenmek zorundasın baş etmeyi.

 

Nasıl öğrendiniz peki?

Babam 95 yaşında... Çiftlikte inek sağarak büyümüş böyle bir babanın evladı olunca ayakların her zaman, her durumda yere basıyor.

Şöhretin artıları ve eksileri nedir sizce?

Şöhretli olmanın hiçbir pozitif tarafı yok ama başarılı olmanın pozitif tarafları çok. Şöhret tarafıyla hiç ilgim olmadı bu işin; şöhret saf şeker gibi, çok tatlı ama zararlı, hele günümüzde herhangi bir sebepten bir günde ünlü olabilirsin. Ama başarı farklı bir şey; çok değerli, insana güven veriyor, daha çok öğrenmek istiyorsun, kendini daha çok geliştirmek istiyorsun. 67 yaşındayım; maddi olarak hiçbir endişem yok ama hâlâ çalışıyorum... İhtiyacım olduğu için değil, çalışmayı sevdiğim için, öğrenmenin sonu olmadığı için.

 

Özel Bir Kadın küçük bütçeli bir film ama unutulmaz yapımlar arasına girdi; hiç tahmin etmiş miydiniz böyle büyük bir hit olacağını?

Hayır. Yönetmenimiz Gary Marshall ve Julia senaryo üzerinde çok çalıştı. Sürekli düşünüyor ve yeniden yazıyorduk. Neşeli, albenili, tatlı bir film olsun istiyorduk, iyi ki de öyle yapmışız.