Hayatın Tadına Avrupa'da Vardım

Barbaros Tapan May 2017

SALMA HAYEK, KARİYERİNİ BAŞKA BİR BOYUTA TAŞIMAK İÇİN 1991 YILINDA HOLLYWOOD’A YERLEŞTİ. 1995'TE DESPERADO İLE YILDIZI PARLAYAN VE FRİDA İLE OSCAR VE ALTIN KÜRE’YE ADAY GÖSTERİLEN BAŞARILI OYUNCU, BARBAROS TAPAN İLE LOS ANGELES’TA BİR ARAYA GELDİ.

Dünyanın en zengin iş adamlarından biriyle evlisiniz... Evlenip anne olunca daha az çalışırsınız diye düşünmüştüm ama yanılmışım. Yakında dört filminiz birden gösterime giriyor. Bunun üstesinden nasıl geliyorsunuz?

Üstesinden gelmem karmaşık bir matematiksel denklem gibi. Ailemden iki haftadan fazla ayrı kalamıyorum, o yüzden çekimleri ya tatillere denk getiriyorum ya da kızımın okul takvimine uyduruyorum. Şimdiye kadar bu dengeleri sorun olmadan hallettim ve bu şekilde de devam ettirmeyi düşünüyorum.

 

Neden hâlâ çalışmayı tercih ediyorsunuz?

Üretken olmayı, topluma ve kendime katkıda bulunmayı seviyorum. Tüm hayatım boyunca çalıştım; âşık oldum ve evlendim. Evet maddi olarak hiçbir şeye ihtiyacım yok ama kim olduğumu unutmamam çok önemli. Kreatif bir karakterim var; kafamda sürekli fikirler uçuşuyor. Bu enerjiyi bir şekilde paylaşmam, hayata geçirmem lazım, yoksa çıldırırım. Evet anneliği çok seviyorum, kızım ile ilgileniyorum ama o büyürken ben de kendimi geliştirmeye, çalışmaya ve öğrenmeye devam edeceğim. Bu benim hayat görüşüm.

 

Televizyonlarda sinemanın önüne geçebilecek nitelikte işler görüyoruz. Çok büyük isimler televizyon dizilerinde oynuyor. Siz de kariyerine televizyonda başlayan biri olarak neler söylemek istersiniz?

Dizilere geçmeden çocuk tiyatrolarında oynadım.Önce bir itirafta bulunayım; ben büyürken bizim evde dizi izlemek kesinlikle yasaktı çünkü Meksika dizilerinde -aslında pembe dizi-  çok fazla drama, gözyaşı, yalan-dolan vardı. Dolayısıyla annem hiç dizi izlemez, bize de izletmezdi. Anneme bir dizide oyuncu olarak iş bulduğumu söylediğimde en büyük kâbusu başına gelmişti. Gelelim şimdi senin bahsettiğin dizilere… Onlar çok çok farklı, hepsi sinema filmi kalitesinde yapımlar. TV’nin gelişimini ben de takip ediyorum ve severek izlediğim birçok yapım var.

 

Nerede yaşıyorsunuz?

Hafta içi Londra’dayız çünkü kızım orada okula gidiyor, hafta sonları Paris'teyiz, işlerim sebebiyle de sürekli Los Angeles’a gidip geliyorum.

 

Alışabildiniz mi Avrupa’nın yaşam tarzına?

Çok ilginç ama fazlasıyla alıştım çünkü Avrupa kültürü Latin kültürüne çok yakın. İnsanlar koşturmadan gerçekten yemek yiyor, sonra kahve ya da çaylarını içiyor; bir yeme-içme kültürü var yani... Amerika'da kahve bile arabadan inmeden aceleyle alınıyor, her şey çok hızlı, ayaküstü yemek yeniliyor. Aile kültürü çok farklı. Burada hafta sonları aile bir araya geliyor; tam anlamıyla benim özlediğim Latin kültürü… Hayatın tadına Avrupa’da vardım diyebilirim.

 

Peki yapımcı Salma Hayek nerede? "The Prophet" ile sizi kamera arkasında da gördük. Yapımcı olarak üzerinde çalıştığınız projeler var mı?

Evet, birkaç proje üzerinde çalışıyorum. En büyük engel Avrupa’da yaşıyor olmam ve saat farkı. Ben uyurken Los Angeles’ta insanlar çalışıyor. Avrupa’da yaşayıp film yapan insanlar yok mu diye düşünebilirsin ama eminim onlar benim kadar kontrol delisi değildir. Eğer bir projeye girişiyorsam ben de her detayda olmak istiyorum. Farklı bir şehirde ve saat diliminde olduğum için de projeler yavaş ilerliyor ama çalışıyoruz. Ayrıca kendi yazdığım bir senaryoyu da film yapmak istiyorum.