Edward Norton’la Derin Bir Sohbet

Barbaros Tapan Nisan 2017

1969 DOĞUMLU OYUNCU, YAPIMCI, SENARİST, MÜZİSYEN VE AKTİVİST. BARBAROS TAPAN OSCAR’A ÜÇ KEZ ADAY GÖSTERİLEN OYUNCU EDWARD NORTON'LA LOS ANGELES’TA BİR ARAYA GELDİ.

Oyuncu olma fikri sizde ne zaman doğdu? 

Ben çocukken annem çalışıyordu. Bir bakıcım vardı ve okul tiyatrosunda oynuyordu. Rolünü çalışırken onu izliyor ve bu işin eğlenceli bir yanının olduğunu düşünüyordum. Ben de hikâye yazmayı ya da anlatmayı seviyordum ama o yaşlarda aklımın ucundan geçmiyordu bu mesleği profesyonel olarak icra etmek. 20’li yaşlarıma kadar sadece zevkti benim için.

1996’da ilk filminiz "Primal Fear" ile Altın Küre kazandınız ve Oscar’a aday oldunuz. Daha ilk filminiz ile hayatınızın tamamen değişeceğini hissettiniz mi?

Ben hissetmedim ama annem biliyordu galiba… Film gösterime girdikten sonra çalıştığı şirketin santraline gitmiş ve eline mikrofonu alıp tüm binaya “Size bir şey söylemek istiyorum: Oğlum, Richard Gere ile aynı filmde oynadı.” diye anons etmiş. 

Bir projede neler ararsınız? 

Ben bir projeyi seçtiğim zaman ya hikâye çok ilgimi çekmeli ya da o filmi çekmek için harcayacağım zaman ve enerji, elde edeceğim deneyime değmeli. Nasıl bir deneyim yaşayacağım kısmı da seçimlerimde etkili.

Oynadığınız karakterlere kendi hayatınızdan bir şeyler katar mısınız?

Eğer hikâye iyi yazılmışsa zaten kendine ait detayları ve gerçekleri vardır içinde. Kişisel deneyimlerimizin bir değeri yok demiyorum; tabii ki var ama ben karakteri oluştururken kendi özel hayatımı onunla örtüştürmeyi sevmiyorum çünkü o zaman karakter tam olarak ortaya çıkmıyor. Bence bir karakteri oluştururken en önemli araç hayal gücüdür.

Mesleğinizin en sevdiğiniz yönü nedir?

Günümüzün şöhret kültürünü ve getirdiği bir sürü saçmalığı bir kenara koyarsak oyunculuk gerçekten çok derin bir iş. Düşünsenize, birbirinden ne kadar farklı hayat deneyimleri keşfediyoruz ve bunları oyunculuğumuza yansıtıyoruz. Çekimlerde birçok ülkeye gidip farklı insanlarla tanışıyoruz ve bu arada hayata dair yeni bilgiler ediniyoruz. 

Geriye dönüp bakınca... 

Edward Norton bugün olmak istediği yerde mi?

Kesinlikle! O zamanlar hayal ettiğimden çok daha iyi bir yerdeyim bence. Umarım kariyerim ben yaşlandıkça da devam eder ve iş disiplinimi hiçbir zaman kaybetmem. Belki de bu yüzden çok seçiciyim; iyi insanlarla iyi hikâyeleri oynamak istiyorum; ancak o zaman işimin hakkını vereceğimi düşünüyorum. Zaten en büyük korkum hissetmediğim bir hikâyede yer alıp karaktere karşı heyecanımı kaybetmek olmuştur. 

Oyunculuk dışında öne çıkan bir özelliğiniz de aktivist olmanız. Çevresel ve sosyal konularda yoğun şekilde çalışıyorsunuz. Bu size neler hissettiriyor? 

Evet, bir amaca yönelik çalışmayı, başka insanlara hizmet ve yardım etmeyi seviyorum. İnsanlar çoğu zaman yardım kampanyalarının içinde neden bu kadar çok bulunduğumu soruyor. Böyle şeyler hayatımı zenginleştiriyor ve bana çok farklı şekilde ilham veriyor.