WILL SMITH ANLATIYOR

Barbaros Tapan Şubat 2017

OYUNCU, YAPIMCI, ŞARKICI VE SÖZ YAZARI WİLL SMİTH, SİNEMA DÜNYASININ EFSANELERİNDEN BİRİ. “EN ÇOK GİŞE HASILATI GETİREN OYUNCU” UNVANINA SAHİP SMİTH İLE SON FİLMİ COLLATERAL BEAUTY SONRASI KONUŞTUK.

1986 yılında ilk hiphop albümünü çıkartarak piyasaya giriş yapan Will Smith, başarılarla dolu meslek hayatı boyunca dört kez Grammy kazandı. Beş kez Altın Küre'ye iki kez de Oscar’a aday gösterildi. 2014 yılında Forbes dergisinin araştırma haberinde ise “yaptığı filmlerle en çok gişe hasılatı getiren oyuncu” seçildi. Yaptığı 21 filmden beşi 500 milyon dolar sınırını aşarken kalan filmleri 100 milyon dolar üzerinde gişe yaptı. Independence Day, Wild Wild West, Men in Black serisi, Suicide Squad, Ali ve Hitch gibi başarılı filmlerden sonra son filmi Collateral Beauty ile yeniden beyaz perdede yerini aldı.

Son filminiz Collateral Beauty’yi izledikten sonra, “Bu yeni Will Smith olmalı.” dedim. Oyunculukta farklı bir yöne kaydığınızı düşünüyorum. Siz ne dersiniz?

Kesinlikle evet. Oyuncu olarak hayat tecrübelerimiz, bizim kullandığımız en güçlü araçlar. Yaşlandıkça daha çok hayat tecrübesi ediniyoruz ve ben de yeteneğimi artık farklı rollerde kullanmak istiyorum. 2016 benim piyasadaki 30. yılım. Bunca yılın sonunda artık daha cesurum; daha özgün, daha orijinal filmlerde yer almak istiyorum.

Hazin bir hikâye Collateral Beauty. Nasıl hazırlandınız?

Evet gerçekten hazin bir hikâye. Kızını kaybeden bir babayı canlandırıyorum. Baba bu acıyla baş edemez. Yaşaması için herhangi bir neden kalmamıştır. Ama Howard, yani filmde canlandırdığım karakter, hayata tekrardan, farklı bir şekilde dönüyor. Nasıl hazırlandığım kısmına gelirsek; film çekim aşamasındayken benim de babama kanser teşhisi kondu. Çok sevdiğin birini kaybetme korkusunu babamla yaşadım. Yani rolüme babam ile hazırlandım. İki ay önce de babamı kaybettim. Beni filme hazırladı ve bu dünyadan göçtü.

Çok büyük bir kadro var filmde; Edward Norton, Keira Knightley, Kate Winslet, Helen Mirren gibi sinemanın en önemli oyuncuları bir arada. Böylesine önemli oyuncularla çalışmak nasıldı?

Çok çok güzeldi. Kadro, bir araya getirilmesi zor ve şahane oyunculardan oluşuyor. Helen Mirren çekimlerde “Karavan kullanılmayan set burası.” derdi. Çekim aralarında bile kimse karavanına gitmezdi; herkes sette kalır, sohbet ederdi. Sahneleri biten oyuncular bile sette kalıp diğer oyuncuların çekimlerini izlemeye devam ederdi. Ailelerimiz de bizimleydi. Hepimiz için çok eğlenceli ve özel bir deneyim oldu.

Hollywood’un en güler yüzlü oyuncularındansınız ve her zaman pozitif, mutlu bir görüntünüz var. Filmdeki üzüntüyle baş etme yönteminiz çok etkileyiciydi.  Peki gerçek hayatta siz üzüntüyle nasıl baş ediyorsunuz?

Her zaman, ama her zaman kendime hatırlattığım bir şey var bu hayatta: Ne üzüntüler kalıcı ne de sevinçler... O yüzden sevinçli günlerin kıymetini bilmeyi ve üzüntüye karşı sabırlı olmayı kendimize zor da olsa öğretmeliyiz. Ben de diğer insanlar gibi zorlu süreçlerden geçiyorum; babamı, büyükannemi kaybetmem çok zor gelmişti. İlk eşimden boşanmak çok zor bir süreçti. Ama kendimi her zaman mutlu enerjiye doğru yönlendirdim. Büyükannem her zaman, “Mutluluk senin genlerinde var.” derdi. Belki de üzüntüyü çok dert etmeyip her zaman pozitif kalmaya çalışmam genlerimde var.

Hayranlarınızla çok özel bir ilişkiniz var, fotoğraf çektirmek isteyenleri asla geri çevirmediğinizi biliyorum. Şöhretle aranız nasıl?

Ünlü olmayı seviyorum… Sokakta ne zaman yürüsem, insanlar tarafından tanınmak hoşuma gidiyor. Çok güzel bir his… Belki bu benim karakterimle ilgili bir şey. Kendimi insanlardan saklamıyorum, aksine sokakta güvende hissediyorum. Sokakta herhangi bir şeye ihtiyacım olsa ve kime sorsam bana yardım eder.